Kırklareli'nde tarihi mekanlar kültürel varlıklar

2008-03-10 03:30:00

Kırklareli tarih öncesi çağlardan beri iskana açık, önemli illerden biridir. Neolitik (Yeni Taş Çağı) dönemden (5800-4800) günümüze değin insanlar tarafından iskan edilen Kırklareli coğrafyasında, başta Osmanlı Uygarlığı olmak üzere, en erken dönemlere ait maddi kültür varlıkları her geçen gün artarak gün yüzüne çıkmaktadır. Son yıllarda artarak devam eden höyük ve tümülüs kazıları, Kırklareli'nin yakın zamanlara kadar hiç bilinmeyen erken dönemlerine dair yeni bilgileri ortaya çıkarmış ve pek çok kıymetli tarihi eseri de İl Müzesi'ne kazandırmıştır. Gerek il merkezindeki, gerekse Babaeski, Pınarhisar, Vize ve Lüleburgaz gibi ilçelerdeki kültür varlıkları ise Kırklareli'nin muhteşem bir geçmişe sahip olduğunu gösteren tarihi belgelerdir.

 

Höyükler
Geçmişte insanlar tarafından muhtelif defalar iskan edilmiş ve günümüzde çoğunlukla küçük birer tepe şeklini almış olan antik köy veya şehirlerdir. Anadolu'daki çok tabakalı höyüklere oranla, Trakya'da düz iskan olarak isimlendirilen az tabakalı küçük yerleşim birimleri çoğunluktadır. Bunlardan şu anda en çok dikkati çeken, İ.Ü. Prehistorya Bölümü adına Prof. Dr. Mehmet Özdoğan başkanlığında kazısı devam etmekte olan Kırklareli Aşağıpınar ve Kanlıgeçit yerleşim alanlarıdır. Yapılan çalışmalarda, Neolitik dönemden Hellenistik döneme kadar (M.Ö. 5800-300) uzunca bir zaman dilimini içeren pişmiş toprak, kemik, taş ve metal buluntular elde edilmiştir. Aşağıpınar yakınlarında bulunan Tilkiburnu yerleşim alanında da kısmi bir çalışma gerçekleştirilmiş ve burada elde edilen malzemeden, M.Ö. 4000'lere varan bir iskanın varlığı öğrenilmiştir. Yine il merkezi yakınlarında bulunan Helvacı Şaban ve Koyunbaba höyüklerinde ise yüzey araştırmaları yapılmıştır. Düz iskan yerleşim alanları yanında, çeşitli mağaralarda da tarih öncesi dönemlere ait yerleşim izlerine rastlanılmaktadır. Bunlardan en önemlisi Kırklareli Merkez İlçeye bağlı, Kayalı Köyü yakınlarındaki Bedre Mağarası'dır. Şu ana kadar detaylı bir araştırma yapılmamış olmakla birlikte, burada ele geçen pişmiş toprak malzeme M.Ö. 2. binin sonlarına kadar Mağara'nın iskan edildiğini göstermektedir.

 

Aşağıpınar

Bir antik Kent:

Aşağıpınar Tarihöncesi yerleşmesi Kırklareli İl merkezinin 500 metre kadar güneyindedir. Tarihöncesi dönemler boyunca Trakya ve Balkanlar’a özgü yerleşme türü özelliklerinin tümü Aşağığınar’da görülür. Yerleşme dere boyundaki küçük bir tatlı su kaynağının oluşturduğu  gölcüğün kenarında kurulmuştur. Ancak zamanla, gölün sınırlarının değişmesine bağlı olarak yerleşme de yer değiştirmiş ve giderek batıya doğru kaymıştır.

Günümüze değin yapılan araştırmalar, Anadolu’daki Neolitik Dönem kültürünü yaşayan insanların Trakya’ya gelerek ilk olarak Aşağıpınar’da yerleştiğini ve bölgesel etkileşim neticesinde yeniden şekillenen uygarlık düzeyinin, buradan Avrupa’ya nüfuz ettiğini göstermektedir.


Kanlıgeçit

Antik kentlerden bir örnek:

Kanlıgeçit yerleşimi Kırklareli il merkezinin hemen güneyinde, Aşağıpınar’ın 500 metre kadar batısında, Haydardere’nin iki yakasında yeralmaktadır. 1994 yılında Aşağı Pınar projesi kapsamında başlayan Kanlıgeçit kazıları halen sürmektedir.

Kanlıgeçit’in ilk olarak Son Kalkolitik Çağ’da (İ.Ö. 3600), Aşağıpınar’ın terk edilmesinden sonra yerleşildiği anlaşılmaktadır. Kanlıgeçit’teki esas yerleşim İlk Tunç Çağı’na aittir. Burada yaklaşık olarak M.Ö. 3000 yıllarında, yerel özellikler gösteren, dal ve ahşap kulübelerden oluşan büyükce bir yerleşme kurulmuş, ancak İlk Tunç Çağı’nın sonlarına doğru giderek Anadolu etkileri artmıştır.

 

Tümülüsler
En basit tanımı ile içerisinde mezar bulunan ve insanlar tarafından oluşturulmuş küçük yığma tepeciklerdir. Kırklareli il sınırları dahilinde şu ana kadar 92 adet tümülüs tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak muhtelif dönemlerde yapılan yüzey araştırmalarında, bu sayının küçük boyutlu kümülüslerle beraber 200'den fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Hızlı bir yok edilme süreci yaşayan bu anıt mezarların, yakın zamanlara kadar 400'den fazla olduğu tahmin edilmektedir. Genel olarak tüm Trakya'ya örnek teşkil edecek çeşitliliğe sahip olan Kırklareli kümülüslerinin Tunç Çağı'nın sonlarından (M.Ö. 14.-l3. yy.), M.S. 3. yüzyılın başlarına kadar geniş bir zaman sürecinde yapımlarının devam ettiği, yapılan kazılarla tespit edilmiştir.
Çakıllı Tümülüsü

Vize-Çakıllı Tümülüsü
Dış görünüm açısından küçük, orta ve büyük boy (1.5x10/20x70 m. boyutlarında) olarak dikkat çeken tümülüsler, esasında beş grup halinde farklı muhtevaya sahiptir. Bunlardan düz mezar şeklinde olan normal gömüler yanında, lahit ve çeşitli şekillerde oda mezar türünde olan tümülüsler de bulunmaktadır.

 

Dolmenler (Kapaklı Kaya Mezarlar)

Kapaklı Dolmeni (Kaya Mezarı)
Trakya'da çok sayıda görülen kümülüslerin erken safhası olarak kabul edilen dolmenler, genel olarak Kırklareli'nin kuzey-kuzeybatı dağ yamaçlarında ve bu yamaçlara yakın ova eteklerinde sıralanmıştır. Bölgede kapaklı veya kapaklı kaya olarak da anılan dolmenler, yekpare yassı iri taşlardan, basit oda şeklinde yapılmış anıt mezarlardır. Şu ana kadar yapılan araştırmalarda Edirne'nin Lalapaşa ilçesi merkez olmak üzere, bir hat halinde Kırklareli'nin Demirköy ilçesi yakınlarına kadar ulaştığı tespit edilen dolmenlerin, Erken Demir Çağı (M.Ö. 1300-800) sürecinde kullanım gördüğü anlaşılmaktadır. Bu anıtsal yapılardan bir bölümü kısmen sağlam olarak Kofçaz, Dereköy, Kadıköy, Kula, Geçitağzı, Kapaklı ve Düzorman yakınlarında bulunmaktadır.

Menhirler (Dikili Taş)
Megalitik (büyük taş), dikili anıtsal mezar taşlarıdır. Kırklareli ve yakın çevresinde çok sayıda görülmektedir. Çoğunlukla yakın
dönem mezarlık alanlarında da benzer dikili mezar taşları görülmekte ise de esas kullanım süreci Erken Demir Çağı'dır. Yükseklikleri ortalama 3 metreye varan dikit örneklerini Kırklareli Merkez, Erikler, Değirmencik, Ahmetçe köyleri ile Lüleburgaz İlçesi'nde görülmektedir.Ancak Kırklareli merkezi de dahil olmak üzere, çoğu ilçe ve köylerdeki Müslüman mezarlarında bulunan dikili taşların bir bölümünün orjinal yerlerinden sökülerek getirilen menhirler olduğu düşünülmektedir.

 

Merkez İlçe Taşınmaz Kültür Varlıkları Dini Yapılar
Kadı Camii:


Kırklareli merkezinde Ahmet Mithat İlkokulu karşısında bulunmaktadır. Emin Ali Çelebi tarafından 1577 (H.985) yılında yaptırılmış olan cami, halen kullanılmakta olup, kare planlıdır. Daha önceden yakınında bulunan bir mahkemeden dolayı Kadı Camii denilmektedir. Bir diğer adı da Emin Ali Çelebi Camii olan yapının duvar bünyesi, üç cephede düzgün yönü köfeki kaplamadır. Alt sıra pencerelerinin söveleri ve mihrabı, çok iyi bir işçilikle köfeki taşından yapılmıştır. Hafifletme kemerlerinde köfekiye hakedilmiş kabartma dilimli ve kemer sivrisine yakın rozetler, caminin tek tezyinat özelliğidir. Tavan ve çatı ahşap olup, dört mahyalı ve üzeri alaturka kiremit örtülüdür. Minaresi camiye bitişik olup, çok köşeli kütüklüdür.

Beyazıt Camii:


Kırklareli merkezinde Hatice Hatun Mahallesi'nde bulunmaktadır. İlk inşaa tarihi 16. yüzyıldır. İkinci inşa, 1593-1594 (H.1002) tarihinde Güllabi Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Halen ibadete açık olup, kare planlıdır. Duvarların dış yüzleri alternatif tuğla sıkıştırman köfeki ve tuğla hatıl sıralıdır. İç tezyinatı ve çatısı ahşaptan, dört mahyalı, üzeri alaturka kiremit örtülüdür. Minare kaideden itibaren köfeki örgülüdür.

 

Karakaşbey Camii:


Yeni Hükümet semtinde bulunan cami, 1628 (H. 1110) tarihinde Karakaş Hacı Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Halen ibadete açık olan cami kare planlı, moloz taş, ahşap çatılı bir yapıdır. Eski caminin minaresi, kesme muntazam köfeki, tek şerefeli ve külahı kurşunludur. Yeni bina betonarmedir, minaresi kütüğe kadar yıkılmış, yeniden yapılmıştır. Sonradan ek bir son cemaat kısmı ilave edilmiştir. Çatısının üzeri marsilya kiremitleri ile örtülüdür.

Hızırbey Camii Külliyesi


Kırklareli merkezinde, çarşı içindedir. 1383 (H.785) yılında Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından yaptırılmış,kare planlı bir yapıdır. Duvarların dış yüzleri, kubbe kasnağı ve minaresi düzgün yönü köfeki kaplamadır. Son cemaat kısmı ve avlu duvarı sonradan ilavedir. Minaresi kesme taş ve tek şerefeli, kütük kare ve külah kurşunludur. Büyük Camii olarak da bilinen yapı ibadete açıktır.

Kapan Camii:


Yeni Belediye binasının yanında bulunmaktadır. 1640 (H. 1050) yılında Karaca İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Diğer adı Karaca İbrahim Bey Camii olan yapı, halen ibadete açıktır. Bina esasen kare planlı olup, eski Müftülük binası sonradan ilave edilmiştir. Duvarların dış yüzü düzgün yönü köfeki kaplama ve taş dizileri arası tuğla hatıllıdır. Çatısı dört mahyalı olup, ahşap üzerine marsilya kiremit kaplıdır. Minaresi muntazam kesme taş örgülü, tek şerefeli ve külah kesme taşlıdır.

Üsküpdere Camii:
Merkez İlçeye bağlı Üsküpdere Köyü'nde bulunmaktadır. 1904 yılında yaptırılan cami, dikdörtgen mekanlıdır. Kadınlar mahfili ve son cemaat yeri bulunmaktadır. Tavanı ahşaptan olup, dört cephede sivri kemerli pencereleri bulunmakta ve minaresi tek şerefelidir.
Namazgah: Şehrin kuzeyinde bulunan bu mekan, 1930 yılına kadar mezarlık ve namazgah olarak kullanılmıştır. Halen çamlık ve park olarak faaliyette bulunmaktadır. Namazgah ve mezarlık iken mihraplı, ezan okunacak yeri bulunan ve bayram namazlarında kalabalık bir cemaati alabilen bir mekandı. Şimdi mesire yeri olarak kullanılmakta ve içinde kimliği meçhul bir yatır bulunmaktadır.

Kilise:
Merkez İlçe'ye bağlı İnece Beldesi, Koyunbaba Köyü'nde bulunmakta ve kısmen sağlam durumdadır. Düzgün yönü kesme taş kaplama olup, köşe taşları çerçeveli olarak işlenmiştir. Çatı kısmı çökmüş haldedir.

Çeşmeler

Kayalık Çeşmesi:


Karacaibrahim Mahallesi'nde bulunmaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Halen faal olup, suyu boldur. Haznesi arkada, kare planlı köfeki iri kesme taşlardan yapılmıştır. Yalağı bulunan, sivri kemerli ve tek cepheli bir meydan çeşmesidir.

Büyük Cami Çeşmesi:


Büyük Caminin Cumhuriyet Meydanı'na bakan tarafındadır. 19. yüzyılın sonlarına doğru yapılan çeşme, çoğu zaman Alman Çeşmesi olarak da anılır. Neo-Klasik stilde, mermer kaplama, kare planlı ve basık sivri kemerlidir. Daha önce çarşı ortasında iken dört cephesi olan çeşme, şimdi üç cephelidir. Aynaları kendinden kemerli, üzeri tablalı ve saçaklıdır.

Gerdanlı Çeşme:

Tırnova Caddesi'nde Acem Geçidi Sokak'ta bulunmaktadır. 19. yüzyıl sonuna ait bu yapı, haznesi ile beraber kare plan üzerine inşa edilmiş, tamamen köfeki taştan yapılmıştır. Ön ve sağ cephesi basık sivri kemerli, diğer yüzleri düz olan, iki yüzlü yüksekçe bir meydan çeşmesidir.

Kocahıdır Çeşmesi:


Eski İstanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. 19.yüzyılın ikinci yarısına ait olan yapı kare planlı ve haznesi arkadadır. Basık sivri kemerli, tek yüzlü ve saçaklıdır. Her tarafı çimento harçla sıvandığı için duvar bünyesi belli değildir.

Kayyumoğlu Çeşmesi:

Eski İstanbul yolunda bulunmakta olup, 1768 (H. 1182) yılında yapılmıştır. İlk inşa ve onarım kitabeleri mevcuttur. Haznesiyle beraber kare planlı, yuvarlak kemerli, tek yüzlü bir çeşmedir. Üzeri beşik örtülü, tamamen köfeki taştan yapılmış bir meydan çeşmesidir.

Kapan Çeşmesi:


Yeni Belediye binası yanında, Kapan Camii'nin önündedir. 1771 (H. 1185) tarihinde yapılmış olan çeşmenin altı beyit halinde Osmanlı Türkçesi'yle yazılmış inşa kitabesi bulunmaktadır. Kare planlı olan çeşme, sonradan mermer, çimento ve mozaikle onarıldığı için orijinalliğini kaybetmiştir.

Boyacı Çeşmesi:

Namazgah Caddesi'nde bulunan çeşme, 1771 (H. 1185) yılında yapılmıştır. Faal olan çeşmenin diğer adı Kolancı'dır. Kare planda ve haznesiyle birlikte inşa olmuştur. Taş bir meydan çeşmesi olup, sonradan çimento ile sıvandığı için orjinalliğini tamamen kaybetmiştir.

Karaumurbey Çeşmesi:
Karaumur Caddesi'nde bulunmakta olup, 1844 (H.1260) yılında yapılmıştır. Daha önceden dört cepheli iken, şimdi iki cepheli bir görünümde olan çeşmenin arka cephesinden Gerdanlı suyu akmaktadır. Haznesiyle kare planlıdır. Yapı bünyesi köfeki taşından olup, yuvarlak kemerli bir meydan çeşmesidir.

Söğütlü Çeşmesi:
Söğütçük semtinde olup, 19.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Önceden çukur çeşme stilinde, toprak seviyesinden birkaç basamak alttaydı. Kare planlı, çimento harçlıdır. İki yüzündeki büyük gözlerden devamlı bol su akmaktadır.

Kadı Çeşmesi:


Kadı Camii karşısında bulunan çeşme, 1568-69 (H.976) yıllarında yaptırılmıştır. Kare planlı olup, her tarafı köfeki taşıyla kaplanmıştır. Klasik, basık sivri kemerli, tek yüzlü bir meydan çeşmesidir. Saçak silmesinden sonra yapılan ilave ile üzeri yükseltilmiş olduğundan, tonozlu küçük kubbesi görülmez.

Paşa Çeşmesi:


Kurupaşa Çeşme Sokakta bulunmaktadır. Yapım tarihi bilinmeyen çeşme, haznesi ile birlikte inşa edilmiştir. Basık sivri kemerli, tek yüzlü bir çeşmedir. Çimento ile onarılmaya çalışıldığı için orjinalliği bozulmuştur.

Hapishane Çeşmesi:


19.yüzyılın ikinci yarısında yapılan çeşme, eski cezaevinin dış köşesinde bulunmaktadır. Haznesi ile birlikte kare plan üzerine, köfeki taşından inşa edilmiştir. Yuvarlak kemerli, iki yüzlü bir meydan çeşmesidir. Ayna taşı yerine kemer içlerine, taşa kendinden ayna yerleri yapılmıştır. Çeşmeye bitişik durumdaki eski hapishane binası sonradan yapılmıştır.

 

Kırklareli’nde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; yöredeki Tümülüsler, Höyükler, Dolmenler, Vize Roma Tiyatrosu Kösemihalzade Hızır Bey Külliyesi (1383), Kadı Camisi (1577), Güllabi Ahmet Paşa’nın yaptırdığı Beyazıt Camisi (Paşa Camisi) (1593), Hızır Bey Camisi (1824-1825), Kadı Emin Ali Çelebi Camisi (1568-1569), Karakaş Camisi (1628), Üsküpdere Camisi, Cedit Ali Paşa Camisi (1555), Fatih Camisi (1467), Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi (1569), Kadı Ali Camisi, Pınarhisar Hundi Hatun Camisi (XV.yüzyıl), Pınarhisar Sadık Ağa Camisi (XIV.yüzyıl), Karaca İbrahim Bey’in yaptırdığı Kapan Camisi (1640), Vize Ayasofyası, Lüleburgaz Zindan Baba Türbesi, Vize Gazi Süleyman Paşa Camisi (VI.yüzyıl), Hızır Bey Hamamı (1383), Vize Hamamı, Hızır Bey Arastası (1338), Vize Mağara Manastırları, Kıyıköy Aya Nikola Manastırı (VI.yüzyıl), Babaeski Köprüsü (1633), Alpullu Köprüsü (XVI.yüzyıl), Sokollu Mehmet Paşa Köprüsü (1569), Gümrük hanı (XVII.yüzyıl), Kadı Çeşmesi (1568), Kapan Çeşmesi (Salıyeri Çeşmesi) (1771), Kayyımoğlu Çeşmesi (1768), Alman Çeşmesi, Kırklar Şehitliği, Seyfioğlu Tabyası ve Taş Tabya (1877), Atatürk Anıtı ve Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır. 

1711
0
0
Yorum Yaz