..



"Bir Elif Miktarı uzayan acılarıma Dört elif Miktarı susmak Yakısır bana.."

categoria commentoYorum (yok) data18/1/2010

Kırk Kere

Boş bir çuval gibiyim. Beni attığın yere yığılıp kalmışım. Alıp gitmişsin elimde avucumda ne varsa. Acımadan bana, ele geçirmişsin tüm benliğimi gaddarca. Utanç aşktan da üstün, diyorlar. Utandın mı hiç? Acı çektin mi? Aldattığın için beni, pişman oldun mu? Aynaya baktığında beni gördün mü?
Kırk gündür, kırk kapıdan geçiyorum. Gözümde kırk ayrı pınar, her kapıda kırk damla bırakıyorum. Kırk kere dua ediyorum, senden başkasını kırk kere haram kılıyorum kendime…
Kırk gecedir, kırk rüya görüyorum. Kırkında da el açıp dua ediyor, seni diliyorum. Sen kırk kere olmaz, diyorsun, sen kırk kere beni lanetliyorsun.
Aşkı; seni istemeyene sunarsan, sunduğun kişi tarafından hor görülürsün…
Aşk; bitti dediğinde bile devam ettirir, mecnun gibi kederlendirir…
Aşk; onun deyimiyle vazgeçmektir ama vazgeçmek kolay değildir…
Kırk defter aldım kendime, kırk sayfasına, kırk kere adını fısıldadım. Sonunda kalem sustu, defter büzüştü, sayfalar üstüne yazdırmaz oldu. Vazgeç, dedi cümle alem her bir dilde, ama ben söz geçiremedim gönlüme.
Çarşafım gözyaşlarımı kurutmaz oldu geceleri, duvarlar artık teselli etmiyor beni, gömleğin cansız bir edayla bakıyor bana, pinokyom üzgün, fotoğrafın asabi… Herkes aslında söylüyor sevmemem gerektiğini ama onlar aşktan ne anlar ki! Hem Şeyh Galip zamanında ders olsun diye insanlara “ Bir şulesi var ki şem-i canın, fanusuna sığmaz asûmanın ” dememiş mi? Gök kubbe bile kapatamıyorsa gönül ateşini, kişi kendi bir başına, nasıl çözsün bu bilmeceyi?

Kim bilir, belki sana duyduğum aşkla bir gün bende “ Mecnundan geçme faslındayım, Mevlayı bulma yollarında ” derim…

Şimdi herkes günübirlik ilişkiler yaşıyor ya; o yüzden “sevme beni” diyorsun. Ama şükür ki Mevlam içimi yaksa da gönlüme bir kor düşürdü, bu kor cümle alem dile gelse “sevme” diye, kül olmaz, olamaz. Ancak Mevlam buyuracak ve fısıldayacak yüreğime “sevme” diye, işte o zaman küle dönecek bu yürek tek bir sözle…

Gözyaşlarım kırk küpü doldurdu cihana ibret olsun, diye. Kırk gün beklettim gözyaşım şerbete dönsün diye, tuzlu damlalar derdinden şerbete döndü de, bir sen dönmedin verdiğin sözden. Gittin, ama seni kaybetmedim içimde!

Ne zaman istesem görmeyi seni; kırk kere adını mırıldanıyorum, sonra hayalin gelip tutuyor beni elimden, seninle kırk sene mutlu oluyoruz. Kırk ayrı masal yazılıyor adımıza, sen inanmasan da kırkı da mutlu sonla bitiyor.

Kırk ayrı sancı biniyor kasıklarıma, kırk ayrı saatte, kırk Solmaz doğuruyorum gelmedin diye. Kırkı da farklı duygular besliyor sana ve kırkı da açığa vuruyor kendini durup dururken belli zamanlarda…

Faslı Bahar geçeli, güz üzerimize çökeli yoksun. Yokluğunda da yanıyorsa bu yürek, bu aşk bana daha çok şey öğretecek. Sen sus gene Mayıs’a kadar, sonra Haziran’da evlen, bir sonraki sene Nisan’da çocuğun olsun ama adı Yağmur olsun. Yağmur olsun ki adı; yüreğine benim ki gibi bir kor düşmesin, bir aşk uğruna eriyip de bitmesin. Kırk gün kulağına fısılda Yağmurum diye, fısılda ki; damlalarıyla söndürsün günü gelince benim korumu da…

 

Solmaz AKÇA

categoria Kategori: Edebiyat | commentoYorum (yok) data23/12/2009

LÂL-U ÂMÂ…(Maraz I. )

Asıl şimdi susmalıydı şehir ve şimdi ağlamalıydı yıldızlar, gökyüzü, deniz.. Kumsal kenarı çoktandır vermişti ellerine darağacını, dalgalar derin bir pazarlığın içindeydi.. Kıyıya vuran her köpük, ölüme yaklaşan bir bedenin tenini soğutuyordu gün geçtikçe, belliydi imzası atılmamış bir söz, geri alacaktı ellerinden yeminlerini bir bir..
Oysa az uçurmamıştı “düş” çıtalı uçurtmaları Karlıtepe’den, az koşmadı haykıra haykıra sevdayı, Paşabahçe – Beykoz arası..

“Karam” demişti adına, bir Haziran sabahı gelip konuvermişti avuçlarına..
Nereden çıktığını bilmiyordu hoş bilmekte istemiyordu zaten!! Tek düşündüğü, rüzgârla haldaş olmuş o kuzgunî saçlara tel tel dokunmaktı.. Tüm gün doğumları tüm gün batımları tüm kere caddeler…..tüm kere her şey……tüm kere hayat… Şahitti ömrüne kattığı ölüme..
Hergün üç beş satırlık şiirler yazıp “kara”sına, atıyordu kaldırımlara.. Etrafındakiler ona “MaRaZ..” demeye başladılar. Belliydi sevdalıydı birine hemde ölürcesine, veremcesine hemde. Bir duruşu vardı, bir bakışı etrafa o an vakit duruyordu sanki, ıraktan ırağa süzüyordu Kara’sını, süzüyordu da varıp gidemiyordu yanına..
Öyle hâl almıştı ki dillere düşmüştü, dillendiremediği yüreği.. Asfaltlardan toplanan şiir parçaları anlatıyordu Maraz’ın fırtınasını..(Ahh!!Arsıma Berva!!)

Daralıyordu zaman, tıkanıyordu artık soluk.. Zor muydu sanki çıkacaktı karşısına adam gibi, verecekti gecelerce yürek döktüğü defteri eline, çekip gidecekti..
Hem Maraz az beklemedi sokak lambasının altında Kara’yı, yokuş başlarında Maraz’ı bir güzel süzüp, ışığa yaklaşınca başını önüne eğmeyi alışkanlık edinmişti küçük hanım..
Hemen her sabah ellerinde kağıt parçalarıyla koruda, aynı ağacın gölgesine oturan Kara’sını takip etti birgün.. Topladı oradan buradan kalma cesaretini dikildi Kara’nın karşısına ama hiç tepkisizdi Kara, öylece nereye baktığını bilmeden gülümsüyordu oysa Maraz her takibinde bu kızın neden her defasında karanlığa yüz tutan bir ağacın sığındığına mânâ veremiyordu..
“Yokuş başları bakışları yok mu kara kara, o da bana sevdalı” dediği yaresi hiçbirşey görmüyordu. Defter elinde avaz avaz bağırdı aşkını bağırdı ama duyuramadı!!
Peki ne olacaktı şimdi, ah ki dili lâl olmayaydı, çığlık çığlığa vururdu acıyı siyah saçlarına.. Kara’sı hiç göremedi mi yani Maraz’ı..
Yani lambaya her yaklaştığında başını önüne eğişi usul, utangaçlığından değil miydi.. Peki her sabah bu koruya ezbere gelişi, kağıtlar peki.. Ah!! Neyin nesiydi.. Onlarca düşünceyle kaçıp gitti bulunduğu yerden..

“Bir hayâl imiş..” dedi, “bir hayâl imiş onunla ömür, ne o beni görebilir ne ben ona sesimi duyururum.. Lâl bir aşık, âmâ sevdalısına nasıl dillendirir gönlünü..(?)
Şimdi bir daha düş çıtalarından uçurtma yapıp nasıl uçururdu çam dibinden Karlıtepe edalarında koşa koşa.. Topladı düşünü müşünü, toplamalara bişeyleri alışmıştı zaten..
Bastı bağrına yarayı, ata ata yerlere satırlarını ayrıldı o kentten.
Bir daha görmeye dayanamazdı, onu hiç görmeyen Kara’yı ve umud edemezdi, sesini iliştiremese bile yazdığı sevdasını harf harf okumasını.
Keşke bilebilseydi kimlerin Kara’ya, deli Maraz’ın sevdasını anlattığını ve keşke bilebilseydi ki Kara, ona anlatılan satırları alıp yanına her sabah o koruda o ağacın altında o cümlelerle düş kurup, kelimelerine kelimeleriyle karşılık verdiğini..
Afacan oğlanlar, yanaklarından çamur akan sarı saçlı kızlara, Maraz’ın satırlarını okurdu duvar diplerinde usulca..
Ne Kara görürdü sevdalıları, ne Maraz duyar.. Gün geldi artık Kara duyamaz oldu Maraz’ın karaladıklarını dostlardan!! “Gitti” dendi, “her şeyini alıp gitti o bu kentten..”

“Gittin..
Dokunulmamış kelamlarım, gamlara eğildi. Kaybettiklerimi geri vermiştin bilmiyordun ve bilmeyerek yine, koyup yalnızlığımla beni bir başına, ayrıldın bu kentten..
Aşkını, parmak uçlarında büyütemeyecek kadar korkak bir kalleşin hüznünde boğulmayı, âmâ gözlerimde yaşamaya yeğledin.. Öyle bir körlüktü ki bendeki, görmeden daha seni, dokunamadan sevecek kadar cesur kıldım kendimi.. Bilir misin bilmem ama ki bende hiç görmedim zaten, benimde saçlarım siyahmış..simsiyah..
Satırlarına gömüldüm, “Kara” dedim kendime…
Yara oldum sana öldüm…”

KARA…

“Gittim..
Benim olduğunu sandığım saçlarını döküp zülfüme gittim..
Sevdayı bağıran bir bela, tüm ses/izlere kulak verip can’laşan bir yaraydım.. Şimdi batan günün ardından doğmayacak güneşi bekleyen Maraz’ım..
Kendimi sevdasızlığından veremlere boğmaya adıyorum.. Mahşer günü dilimi alıp yerden “Kara!!” diye bağıracağım ve seni yine kara saçlarının yüzüne yapışan tellerinden tutup, hatırlayacağım…”

MARAZ…

Der ki Baran Sultan;

Hazır kuvvetli iken haykıracak kadar sevdayı diliniz, dikilin karşısına sevdanın dolayın saçlarını gözlerinize!!
Ve gözleriniz.. Hazır keskin iken görecek kadar sevdayı, dikilin karşısına sevdanın düğümleyin her yanını dilinize..

Alabildiğine beter, koşun tepelerden.. “ADIMIZ SEVDA SEVDA SEVDA” diye!!!

alıntı

categoria Kategori: Edebiyat | commentoYorum (yok) data11/12/2009
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayaci

SiteEkle.Web.Tr Toplist site ekle iyi hit siteler yeniListe.com

Blog Linkleri Link Dizini Feedjit Live Blog Stats Site Meter

cursor